KALP DAMAR CERRAHİSİ

Kalp Damar hastalıkları günümüzde toplumda çok sık rastlanan ciddi  sağlık problemleri haline gelmiştir. Grandmedical olarak yetişmiş uzman kadrosu ve alanında tecrübeli doktorlarıyla size bu konuda yardımcı olmaktadır.

 

Hastanemiz kuruluşundan bu yana kalp ve damar cerrahisi hastalıklarının cerrahi tedavisi alanında hizmet veren, kapasitesi, ameliyat sayısıyla alanında Türkiye’nin sayılı merkezlerinden birisi  olmayı hedeflemektedir.  Klinik 16 yataklı yoğun bakım ünitesi, 3 ameliyathanesi, teçhizat ve teknik donanımıyla gerek çalışanları, gerekse hastaları için son derece modern ve konforlu, her türlü ameliyatın yapılabileceği fiziksel koşullara sahiptir.

 

Hekimlerinden, hemşirelerine ve yardımcı personeline kadar deneyimli kadrosuyla yetişkin kalp cerrahisi, aort cerrahisi ve periferik damar cerrahisinin her türlü operasyonu günün 24 saati başarıyla yapılmaktadır. Tecrübeli ve donanımlı kardiyoloji, radyoloji ve anestezi kliniklerinin desteği, acil koroner ve periferik anjiografik çalışmaların süratle uygulanabilmesi kompleks ve acil cerrahi girişimlerin yapılmasında önemli rol oynamaktadır. Kalp damar cerrahisi kliniğinde yetişkin kalp cerrahisinde koroner arter bypass operasyonu, kapak operasyonu, büyük damar operasyonu ( torakal, abdominal ve torakoabdominal aort anevrizması ve aort disseksiyonları), çeşitli periferik damar operasyonları ( karotis endarterektomi ), alt ve üst ekstremite arteriyel sistem hastalıklarının bypass cerrahisi, venöz hastalıkların cerrahi tedavisi, hemodiyaliz uygulanabilmesi için arteriovenöz fistül oluşturma operasyonları, acil arteriyel tromboembolik hadiselerde acil embolektomi operasyonları) yanısıra birçok kompleks kardiyak malformasyonun cerrahi tedavisi yapılmaktadır.   

 

                    

 

KORONER HASTALIK NEDİR?

Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler gelişmiş ülkelerde tüm ölümlerin yarısını oluşturmaktadır. Kalp hastalarının da  %75’i aterosklerotik koroner arter  hastalıklarıdır. ABD’de her sene 600 bin kişi , yarısı ani olmak üzere koroner kalp hastalığından dolayı yaşamını yitirmektedir. Erkeklerde kadınlardan dört kat daha fazla görülmektedir. Menapoz sonrası kadınlarda risk artmaktadır. Koroner arter hastalığına erkeklerde  50-60 yaşlarında , kadınlarda ise 60-70 yaşlarında daha sık rastlanır.

 

KORONER HASTALIĞIN SEMPTOMLARI

Tipik olarak anjina artmış oksijen ihtiyacile ortaya çıkan  kalp kası iskemisi semptomudur. Myokard oksijen ihtiyacını arttıran  aktivite veya durumlarda oluşan genellikle göğüs duvarına basınç hissi olarak tanımlanır. Tüm hastalarda göğüs ağrısı yoktur. Bazısında yalnızca boyun  çene kulak kol veya mide üzerinde ağrı olabilir. Nefes zorluğu halsizlik gibi diğer semptomlar, görülebilir. İlk kez oluşan anjinayı tanımak zor olabilir çünkü bulgular sıklıkla başka hastalıkları andırabilir.( Hazımsızlık ,anksiyete). Ağrısı olmayan  yalnızca nefes zorluğu  halsizlik bulantı ve kusması terlemesi olan bir hasta olabilir.

 

Hastanın diğer şikayetlerleri; 

• Ağrı, genellikle göğüs üzerinde basınç  yanma şeklinde tarif edilir., Boyuna omuza çeneye sırta karnın üst bölgesine veya kollara yayılabilir. 

• Çarpıntı 

• Egzersizle oluşan solunum zorluğu,  ağrı veya dinlenme ile geçebilir. 

• Sempatik sistem uyarısı ile terleme 

• Bulantı 

• Azalmış egzersiz toleransı

Şeker hastası olanlar ve yaşlı hastalarda halsizlik solunum zorluğu bulantı gibi atipik belirtiler daha sık görülür  

 

KORONER KALP HASTALIĞININ KLİNİK TİPLERİ

• Stabil anjina pektoris    

• Unstabil anjina pektoris   

• Asemptomatik KAH (sessiz iskemi) 

• Akut Myokard infarktüsü  (kalp krizi)  

 

KALP VE DAMAR HASTALIKLARININ BU KADAR ÖNEMLİ KILAN, ONLARI TETİKLEYEN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

•  Stres 

•  Kanda yüksek yağ düzeyi 

•  Yüksek tansiyon 

•  Şeker hastalığı 

•  Yaş 

•  Cinsiyet 

•  Alkol 

•  Şişmanlık 

•  Genel faktörler 

•  Kan fibrinojen düzeylerinin yüksekliği 

•  Hareket azlığı 

•  Hava kirliliği

 

TEŞHİS VE TEDAVİ

Günümüzde gerek doğumsal gerekse edinsel kalp hastalıklarının teşhisi konusundaki ilerlemeler ve bunların tedavisi başarı ile sürdürülmektedir. Bu ilerlemeler sonucunda artık bebek doğmadan önce kalp hastası olup olmadığı anlaşılır hale gelmiştir. Gebeliğin beşinci ayından itibaren fetal ekokardiyografi ile bebeğin kalbi görüntülenebilmektedir. Doğumdan hemen sonra yapılan muayene ve incelemelerin rutin hale getirilmesi ile bu tür doğumsal anomalileler derhal tespit edilebilemektedir. Acil müdahale gerekiyorsa, hasta 1 günlük bile olsa derhal ameliyat edilebilmektedir. Aynı zamanda kalbin damar ve kapak sistemlerindeki hastalıklarda da teşhis ve ameliyat yaklaşımları modernize hale getirilmiştir.

Bu sayfa : 3440956 kez ziyaret edilmiştir.

Bu sayfa : 3955204 kez ziyaret edilmiştir.